Instagram'da bir gönderi paylaşıyorsunuz.
Bir süre sonra karşınıza şu çıkıyor:
"Gönderiyi Öne Çıkar."
Birkaç dokunuş yapıyorsunuz.
Bütçeyi belirliyorsunuz.
Reklam yayına giriyor.
Sonra bildirimler gelmeye başlıyor:
10 beğeni.
20 beğeni.
50 beğeni.
Profil ziyaretleri...
İlk bakışta her şey güzel görünüyor.
Ama birkaç gün sonra kendinize şu soruyu soruyorsunuz:
"Peki bu reklam bana kaç müşteri getirdi?"
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Reklamın amacı beğeni almak değil, işletmeye sonuç getirmek
Bir güzellik salonunuz, kliniğiniz, kuaförünüz veya restoranınız varsa sosyal medyada yüksek etkileşim almak elbette güzel.
Ama işletme sahibi olarak asıl ihtiyacınız büyük ihtimalle şu:
Daha fazla randevu.
Daha fazla telefon.
Daha fazla WhatsApp mesajı.
Daha fazla müşteri.
100 kişinin gönderinizi beğenmesi, bunların 10 tanesinin gerçekten işletmenize gelmesinden daha değerli değildir.
Bu yüzden reklam verirken ilk sorulması gereken soru:
"Kaç kişiye ulaştım?" değil.
"Bu reklam işletmeme ne kazandırdı?"
olmalı.
"Gönderiyi Öne Çıkar" neden her zaman istediğiniz sonucu vermez?
Burada yanlış anlaşılmasın.
"Gönderiyi Öne Çıkar" butonuna basmak her durumda kötü bir şey değildir.
Sorun, bu yöntemin çok kolay olması nedeniyle işletme sahibinin reklamı gerçekten nasıl yönetmesi gerektiğini düşünmeden bütçe harcamaya başlamasıdır.
Çünkü reklam vermek sadece:
Bütçe + gönderi + yayınla
demek değildir.
Önce hedefinizi belirlemeniz gerekir.
Örneğin bir kuaför için amaç yeni müşteriler kazanmaksa, sadece gönderinin daha fazla kişiye gösterilmesi yeterli değildir.
O kişinin gerçekten işletmeye ulaşabilmesi gerekir.
Mesaj atması gerekir.
Telefon etmesi gerekir.
Randevu alması gerekir.
Yani reklamın sonunda ölçebileceğiniz bir aksiyon olmalıdır.
En sık yapılan hata: Herkese reklam göstermek
Yerel işletmelerde bunun önemi daha da büyük.
Kadıköy'de bir güzellik salonunuz olduğunu düşünün.
İşletmenize 30 kilometre uzaklıktaki bir kişinin reklamınızı görmesi size ne kadar fayda sağlar?
Belki ilginç bir içerik gördü ve beğendi.
Belki profilinize baktı.
Ama işletmenize gelmesi mümkün değilse, o gösterim sizin için çok değerli değildir.
Bu nedenle yerel reklam kampanyalarında şu soruyu sormak gerekir:
"Benim müşterim gerçekten nerede yaşıyor ve işletmeme ne kadar mesafeden geliyor?"
Hedef kitlesi net olmayan bir kampanyada bütçeyi büyütmek sorunu çözmez.
Sadece yanlış kişilere daha hızlı para harcamanızı sağlar.
Önce kime ulaşmak istediğinizi netleştirmek gerekir.
Büyük bütçe, kötü reklamı kurtarmaz
Burada da çok sık yapılan bir hata var.
"Daha fazla para koyarsam daha fazla müşteri gelir."
Keşke bu kadar basit olsaydı.
Ama reklam sisteminde bütçeyi artırmadan önce reklamın çalıştığından emin olmak gerekir.
Örneğin:
- Reklam doğru kişilere ulaşıyor mu?
- İnsanlar reklama neden tıklıyor?
- Tıkladıktan sonra ne yapıyor?
- Kaç kişi WhatsApp'tan yazıyor?
- Kaç kişi form dolduruyor?
- Kaç kişi gerçekten randevu alıyor?
- Bir müşterinin işletmeye maliyeti ne kadar?
Bunları bilmiyorsanız sadece para harcıyor olabilirsiniz.
"Reklamı kurduk, artık çalışsın" yaklaşımı
Bir başka problem de bu.
Reklamı kuruyorsunuz.
Yayına alıyorsunuz.
Sonra birkaç hafta hiç dokunmuyorsunuz.
Fakat bu sırada reklamın performansı değişebilir.
Bir görsel diğerinden daha iyi çalışabilir.
Bir reklam metni daha fazla mesaj getirebilir.
Bazı kitleler bütçeyi tüketirken neredeyse hiç sonuç vermeyebilir.
Bazı saatlerde insanlar daha fazla dönüşüm sağlayabilir.
Bu yüzden iyi reklam yönetimi sadece kampanyayı kurmak değildir.
Veriye bakıp neyin çalıştığını bulmak ve çalışmayanı değiştirmektir.
Peki yerel bir işletme neye bakmalı?
Her gün onlarca farklı metriğe bakmanıza gerek yok.
Öncelikle şu soruların cevabını bilmeniz yeterli:
Ne kadar para harcadım?
Kaç potansiyel müşteri geldi?
Kaç kişi mesaj attı veya iletişim formu doldurdu?
Kaç kişi randevuya dönüştü?
Bir müşteriyi kazanmanın bana maliyeti ne oldu?
Çünkü sonunda önemli olan sadece reklam hesabındaki rakamlar değildir.
İşletmenizin kasasına giren paradır.
Sonuç
Meta Ads, yerel işletmeler için çok güçlü bir müşteri kazanma kanalı olabilir.
Ama reklam vermek ile reklam yönetmek aynı şey değildir.
Bir gönderiyi öne çıkarabilirsiniz.
Bütçe belirleyebilirsiniz.
Reklamı yayına alabilirsiniz.
Ama bunların hiçbiri tek başına size doğru müşteriyi getireceğinin garantisi değildir.
Önemli olan;
doğru kişiye, doğru mesajı, doğru teklif ile ulaşıp bunu ölçebilmektir.
Eğer reklam veriyorsanız ama:
- Mesaj sayınız düşükse,
- Randevu gelmiyorsa,
- Reklam bütçenizin nereye gittiğini anlayamıyorsanız,
- Çok fazla etkileşim alıp gerçek müşteri göremiyorsanız,
sorun her zaman "daha fazla reklam bütçesi" olmayabilir.
Belki önce mevcut sistemin nerede kaybettiğine bakmak gerekiyordur.
Reklam hesabınızın nerede para kaybettiğini birlikte inceleyelim.
Ücretsiz ön görüşme için iletişime geçebilirsiniz.